| |


700 Yıllık tarihe sahip olan Emet Kayı Köyü
, Emetin kuzey doğusunda 17 km
uzaklıktadır. Tarım ve hayvancılıkla
uğraşan şirin bir köyümüzdür.
Köyümüzde eğitime Osmanlı döneminden beri
büyük ilgi verilmektedir. Okulumuz 1928
yılında hizmete açılmıştır. Okuma yazma
oranı %100 e yakındır. Okulumuzdan mezun
olan bir çok yetişmiş kişi
bulunmaktadır.Köyümüzde 250 hane olup 640
kişi yaşamaktadır.Köyümüzün göleti önemli
piknik alanlarındandır.Gölette çeşitli
balık türleri avlanmaktadır.
Oğuzların Bozok kolundan, Osmanlıların da
mensup olduğu bir boy.
Kayı kelimesi; “muhkem, kuvvet ve kudret
sahibi” demektir. Kayı boyunun damgası, iki
ok ve bir yaydan ibaretti. Oğuz
Han oğlu Gün
Han oğlu
Kayı’nın, bu boyun ceddi
olduğu söylenir.
Yirmi sene hükümdarlık yapan Kayı’nın
nesli, uzun yıllar bu makamda kalmıştır. Bu
sebeple Kayı boyu, Oğuz boyları arasında
ilk sırada gösterilmektedir. Dede Korkut
da
eserinde, gelecekte hanlığın geri Kayı'ya
döneceğini bildirerek, Osmanlılar'ı haber
vermiştir.
 
Kayılar, Selçuklular'la birlikte, fetih
esnasında ve daha sonraları Anadolu’ya
gelip, değişik bölgelerde yerleştiler.
Osmanlı Devletinin kuruluşunda, esas nüveyi
teşkil ettiler. Osmanlılar zamanında,
Rumeli’nin fetih ve iskânınakatıldılar.
Sultan İkinci Murad, soyunun bu boya
mensubiyetini göstermek için, sikkelerine, Kayı boyuna ait iki ok ve bir yaydan
müteşekkil damgayı koydurmuştur. Sonraki
padişahların bastırdıkları sikkelerde
görülmeyen Kayı damgasının, Kanunî’ye kadar
çeşitli eşya ve silâhlar üzerine
konulmasına devam edilmiştir.
Kayı boyuna mensup Karakeçili göçebe
oymağı, eski zamanlardan beri her yıl,
Söğüt’teki Ertuğrul Gâzi Türbesini ziyaret
etmekte ve bununla ilgili şenlikler
yapmaktaydı. Sultan İkinci Abdülhamid Han,
bu ziyaret ve şenliklere resmî bir hüviyet
kazandırdı. Kendi oymağı saydığı Karakeçili
gençlerinden, Ertuğrul Alayını teşkil
ettirdi. Bu oymak mensuplarını, ziyarete
gelen Alman imparatoruna, “akrabalarım”
diyerek takdim etti.
“Ertuğrul’un ocağında uyandım,
Şehidlerin kanlarıyla boyandım.”

beytiyle başlayan bir marş bestelenip,
yıllarca dillerde
söylenip, gönüllerde yaşatıldı.
|
|